İnfertilite (Kısırlık) Nedir?

İnfertilite; herhangi bir doğum kontrol yöntemi kullanılmaksızın, düzenli cinsel ilişkiye rağmen 1 yıl içinde gebe kalınamaması olarak tanımlanır. Evli çiftlerin yaklaşık %15’i bu sorun ile karşılaşmaktadır. İnfertilite, kadın veya erkek kaynaklı olabilmektedir. Erkeğe bağlı sebepler %30-40, kadına bağlı sebepler % 40-50, her ikisine bağlı sebepler %20 oranındadır. Ancak çiftlerin %10-15’inde hiçbir neden bulunamamaktadır. Bu son gruba ‘açıklanamayan infertilite’ adı verilmektedir.

Çocuk arzulayan genç çiftlerde 1 yılın sonunda çiftler değerlendirmeye alınarak gerekli tetkiklere başlanır. Ancak kadının yaşı 35’ten fazla ise, rahim, tüpler ve yumurtalıklara ait daha önce geçirilmiş hastalık, ameliyat vb varsa, erkekte de üreme organlarına ait sorunlar yaşanmışsa 1 yıl beklenmeden tetkiklere başlanmalıdır.

KISIRLIK (İNFERTİLİTE) TESTLERİ

İNFERTİLİTE (KISIRLIK) TEDAVİSİ KİŞİYE ÖZELDİR.

Birçok çift tedavi amacıyla kliniğimize başvurduğu zaman tedaviye başlanması konusunda aceleci davranır. Bunda uzun süredir beklenen bebeğin gelmemesindeki sabırsızlık ve çevre baskısı önemli rol oynar. Tedaviye hemen başlamak yerine; süreci olumsuz etkileyebilecek tüm faktörler değerlendirilerek gerekli testler tamamlandıktan sonra başlamak en doğrusudur. Tedavinin ortasında ya da başarısız sonuç elde ettikten sonra “bu testleri de yapalım” demek çifte yapılan en büyük haksızlıktır. Çoğu zaman büyük bir stres ile karşımıza gelen çifti dinlemek, anlamak, geçirdiği süreçleri bilmek, yapılan tetkikleri değerlendirmek, en doğru başlangıçtır. İnfertilite tedavisi kişiye özel bir tedavidir. Herkese aynı tedavi verilemez. Öncesinde olumsuz denemeler varsa bunlardan ders çıkarmak gerekir. Araştırmaya, çifte en az zarar verecek, en az yoracak en basit tetkiklerle başlanmalıdır. Araştırmada ilk ve en önemli aşama, çiftle aynı anda görüşüp, yeterli zaman verilerek, o zamana dek yapılanlar hakkında bilgi alınmasıdır. Çiftin önceden yaşadığı sağlık sorunları, hastalıklar, ailedeki sağlık problemleri, önceden gebelik yaşanıp yaşanmadığı, aldığı tedaviler, adet düzensizlikleri tanıda çok önemlidir. Bu bilgilerin ışığında kadın jinekolojik muayeneye alınır, ultrasonografi ile değerlendirilir. Vajina, rahim ağzı, rahim, yumurtalıklar değerlendirilirken tüpler (kanallar) değerlendirilemez. Bebek sahibi olma, erkek ve kadını birlikte ilgilendiren bir konu olduğu için erkekte sorun olup olmadığını araştırmak amacıyla sperm testi yaptırılmalıdır. Sperm örneği, embriyolog tarafından incelenerek, adet döneminin başlangıcında hormonal değerlendirme için kadından sabah aç karnına kan örneği alınır. Adetin bitimine yakın kanalların değerlendirilmesi için HSG (kanal/rahim filmi) çekilir. Bu film, rahmin içyapısı ve kanallar hakkında bilgi verir. İşlem biraz ağrılıdır. Hastalar tarafından şiddetli bir adet sancısına benzetilir. Ağrı eşiği düşük olan hastaların anestezi altında bu filmi çektirmelerini öneririz. Anestezi ile filmi çektirmek isteyenlerin 6 saat öncesinden su dahil hiçbir şey yiyip içmemeleri gerekir. Bu testler infertilitede temel testlerdir. Tekrarlayan gebelik kayıpları olan, yumurtalık kapasitesi azalmış hastalarda ileri testler gerekebilir. Bu testler sırası ile;

Anne ve baba adayından genetik inceleme testleri

  • Kanın pıhtılaşma testleri
  • Bağışıklık sistemi testleri
  • Annedeki sistemik hastalıkların araştırılması
  • Gerekirse laparoskopi/histeroskopi adı verilen kamera yolu ile organların incelenmesi

Tüm bu testler sonucunda saptanan nedene göre tedavi kararı verilmelidir. Unutulmamalıdır ki bebek isteyen tüm çiftlerde tek çözüm tüp bebek tedavisi değildir. Tüp bebeğe gerek kalmadan sorunun saptanması ile sorun kendiliğinden çözülebilir. Aşılama, yumurta takibi gibi yöntemlerle de sonuç alınabilir. İnfertilite tedavisi kişiye özeldir. Hastayı iyi değerlendirmek, anlamak ve kişiye yönelik özel yaklaşım olumlu bir sonuç için şarttır.

Gebelik Takibi

HAMİLELİK TAKİBİ NEDEN ÖNEMLİDİR?

gebelik takibi Gebelik Takibi gebelik takibi nasil yapilir ideal gebelik takibi nedir 1513077227 300x165

Kadının adetinin gecikmesiyle birlikte hamile olup olmadığı kuşkusu başlar. Adetin 1 hafta, 10 gün kadar gecikmesinin ardından yapılacak gebelik testi ile de gebe olup olmadığı anlaşılır. İşte bunun sonrasında doktora giden kadın için gebelik takibi başlamaktadır. Zira gebelik takibi hamile olduğu anlaşıldığı andan doğumdan sonraya kadar olan süreci kapsamaktadır. Gebelik takibini yapacak olan doktor öncelikle anne ve baba adayını hamilelik ile ilgili bilgilendirir ve olası durumlar hakkında önceden bilgi verir. Özellikle de ilk kez hamile kalan anne adaylarının bu konuda bilgilendirilmesi çok önemlidir.

Anne adayının gereksiz kuşkulara kapılmaması, bu sürecin daha sağlıklı bir şekilde geçirilebilmesi için doktor ve anne adayının anlaşabilmesi çok önemlidir. Zira kadının doktoruna güvenmesi gebeliğin çok daha mutlu ve huzurlu geçmesini sağlayacaktır. Kadına tamamen yabancı olan hamilelik dönemini daha yaşanır ve daha normal geçirmek, çoğu zaman doktor ve gebe arasındaki iletişimin güçlü olmasına bağlıdır.

HAMİLELİK TAKİBİ NASIL YAPILIR?

gebelik takibi Gebelik Takibi gg15 300x150

Gebelik testini evde idrarda yapan ve pozitif sonuç alan kadın, birkaç gün sonrasında bir sağlık kuruluşuna gidip kanda gebelik testi yaptırırsa sonucu kesin olarak öğrenmiş olacaktır. Ardından doktoruyla birlikte gebelik takibi planlaması yapılır. Hamilelik dönemi boyunca doktor, anne ve bebek sağlığı için düzenli olarak kan tahlilleri ve bebeğin gelişimini kontrol eden birtakım testler uygular. Bu testler gebeliğin sağlıklı, düzenli ve olması gerektiği gibi ilerleyip ilerlemediğini tespit etmeye yarayacaktır. Anne adayının sağlığındaki küçük bir aksaklık bile bebeğe etki edebileceğinden gebelik takibi yaparken aslında annenin sağlığının takibi de yapılıyor.

Aralıklarını doktorun belirleyeceği her muayenede anne adayının kilosu, kan değerleri ve tansiyonu gibi değerler ölçülüp not edilir ve bu sonuçlar doğrultusunda doktor anneye önerilerde bulunur. Anne adayı bu dönem boyunca sağlığına ekstra özen göstermelidir. Çünkü hamilelikte grip, enfeksiyon, kızamık gibi çeşitli sorunlar sadece anne adayını değil, bebeğin sağlığını da olumsuz etkileyecektir.

Anne ve bebek kontrolü genellikle hamilelik evreleri denen aylık periyotlarla yapılıyor olsa da riskli durumlarda veya çoğul gebeliklerde bu kontroller hafta hafta gebelik takibi şeklinde de gerçekleştirilebilir. Hamilelik evreleri bebeğin embriyo halinden sağlıklı doğum anına kadar olan süreçte göstermiş olduğu gelişme evrelerinin tamamını kapsıyor. Bu bağlamda hafta hafta gebelik aşamalarında anne adayları her randevuda bebeğin gelişimini yakından görme şansına sahip oluyor. Bu sayede gebeliğin haftalık süreci ve kısa süredeki ilerleme görüldüğünden gün gün gebelik takibi yapmak, gelişmeleri takip etmek mümkün oluyor.

Hafta hafta yapılan gebelik takibi ile anne adayının beslenme düzeni ve kilo artışı sağlıklı bir şekilde takip edilir ve anne, bebek sağlığını olumsuz etkileyebilecek bir durum söz konusu ise erken dönemde önlem alınır. Bu bağlamda gebelikte anne adayının aldığı kilo miktarı çok yakından takip ediliyor. Zira bebeğin sağlığı ve hamileliğin seyri açısından çok büyük önem taşıyor. Genellikle çevre baskısından dolayı “iki kişilik” yemek yiyen kadınlar, yanlış ve sağlıksız bir yaklaşım izliyorlar. Uzmanlar bu konuda, anne adayının az ve sık yemesini öğütlüyor ve genelde her anne adayları için kişiye özel beslenme listesi sunuyorlar. Bu bağlamda anne adayı sağlıklı bir hamilelik süreci geçirmek, kolay bir doğum anı yaşamak için doktorların önerilerine kulak vermelidir. Bu öneriler genellikle; bol sıvı tüketmek, yürüyüş yapmak, düzenli beslenmek ve temiz hava almak şeklinde çok basit ve uygulanabilir tavsiyelerdir. Tüm bunlar, hamileliğin daha sağlıklı geçmesini sağlayacak, doğumun daha ağrısız ve kolay olmasına yardım edecektir.

HAMİLELİK TAKİBİNİN UNSURLARI NELERDİR?

gebelik takibi Gebelik Takibi a267 300x219

Hamilelik takibindeki asıl amaç; sağlıklı bir gebelik dönemi, sağlıklı bir bebek ve rahat bir doğum sürecidir. Bu amaca ulaşabilmek için de;

  • Anne ve bebeğin genel sağlık durumu belirlenir.
  • Hamilelik haftası belirlenir.
  • Ortaya çıkabilecek tehlikeler bakımından, risk altında olan gebelikler belirleniri ve bu risk faktörleri en aza indirilir.
  • Sağlık sorunları ortaya çıkmadan önce öngörülür ve mümkün olduğunca önlenir.
  • Anne ve baba adayları süreç konusunda bilgilendirilir, sorunlarda desteklenir.

HAMİLELİK TAKİBİ NEDEN ÖNEMLİ?

Hamilelik dönemi, anne adayının hayatını ruhsal, fiziksel ve psikolojik açıdan çok fazla değiştiren bir süreçtir. Anne adayı, çoğu kez hiç de deneyimlemediği bir olayla ve durumlarla karşı karşıyadır. Hamilelik döneminin hem anne adayı hem de bebek için en sağlıklı ve en konforlu şekilde geçebilmesi için bir uzmanın yönlendirmesi ve takip etmesi çok önemlidir. Özellikle de bu döneme özgü olarak anne adayının beslenmesinde, yaşam koşullarında yapılacak değişiklikler ve bu sürecin çok daha başarılı bir şekilde atlatılmasını sağlayacaktır.

HAMİLELİK TAKİBİNDE HANGİ TESTLER YAPILIR?

Anne adayının hamile olduğu kesinleştikten sonra bütün kadınlardan istenen rutin tahliller, tetkikler vardır. Bunlar; ultrasonografi, tam kan sayımı, kan grubu testi, kızamıkçık ve Hepatit B taraması, idrar tahlili, idrar kültürü, pap testi olarak sıralanabilir. Bu testlerin ardından yapılan doktor kontrolleri, gebeliğin 28. haftasına kadar 4 haftada bir kez, 28  ile 36. haftalar arası 2 haftada bir kez,  daha sonrasında ise, haftada bir kez şeklinde gerçekleştirilir.

HAMİLELİĞİN 16.  İLE 18. HAFTALARI ARASINDA YAPILAN TEST VE TAKİPLER NELERDİR?

Gebeliğin 16. ve 18. haftaları arasında fetüste anomali taraması yapılır. Bunun için detaylı ultrasonografi yapılır ve bebeğin omuriliğinin çevresinde yer alan kemik gelişiminin gözlenmesi için, kanda ki alfafetoprotein adlı hormon incelenir. Yine bu haftalar arasında bebekte DOWN sendromu taraması yapılır. Bunun için de üçlü test olarak adlandırılan bir kan testi yapılır. Burada tespit edilen risk, belli bir oranın üzerindeyse hamilelik kesesinin içerisinden su alınıp incelenir (amniyosentez). Anne adayının 35 yaşın üzerinde olduğu hamileliklerde, DOWN sendromu riski daha yüksek olduğundan genellikle rutin olarak amniyosentez önerilir. Ancak amniyosentezin yaklaşık % 1 riskle düşüğe sebep olabilmesi de mümkündür. Bu bakımdan doktorlar sadece gerekli olduğunda amniyosentez yaparlar.

HAMİLELİĞİN 24  İLE 28. HAFTALARI ARASINDAYAPILAN TEST VE UYGULAMALAR NELERDİR?

Gebeliklerin tamamında 24. ve 28. haftalar arasında gizli şeker taraması yapılır. Bunun için, anne adayına tok karnına 50 gr glikoz içren şeker solüsyonu içirilir. Bunun ardında 1 saat geçtikten sonra tespit edilen değer, beklenenden fazla ise anne adayına tam şeker yüklemesi yapılır ve sonuç incelenir. Tam şeker yüklemesi genel olarak; ailesinde, birinci derece akrabalarında şeker hastalığı olan, geçmişinde daha önce düşük yapan ve iri bebek doğuran kadınlara yapılır.

HAMİLELİĞİN 28. VE 32. HAFTALARI ARASINDA YAPILAN TEST VE UYGULAMALAR NELERDİR?

Anne adayına bu haftalar arasında yeniden kan sayımı ve idrar kültürü yapılır. Kan uyuşmazlığı (anne Rh-, baba RH+) tespit edilirse kontroller esnasında gerekli olan kan tahlili tekrarlanır.

SON 3 AYDA MUTLAKA DOKTORA GİDİLMESİ GEREKEN DURUMLAR NELERDİR?

  • 10 dakikada bir başlayan, düzenli olarak seyreden ve git gide daha da sıklaşan kasılmalarda,
  • Su gelmesinde,
  • Vajinal kanamada,
  • Anne karnındaki bebeğin hareketleri azaldığında vakit kaybetmeden doktora gidilmelidir.

HAMİLELİK DÖNEMİNDE KAÇ KİLO ALINMALI?

Hamilelik dönemi boyunca anne adayının alacağı toplam kilo; zayıf bir şekilde gebe kalanlarda 12 – 16 kilo, şişman anne adaylarında 7  – 11 kilo, normal kilolularda ise 11 – 16 kilo şeklindedir. Anne adayı hem kendi sağlığı hem bebeğin sağlığı hem de hamileliliğin başarılı olabilmesi için bu kiloları aşmamaya özen göstermelidir.

HAMİLELİK DÖNEMİNİN 9. AYINDA ÖNEMLİ OLAN KONULAR NELERDİR?

  • Su gelirse doğum başlar ve acilen hastaneye gidilmelidir.
  • Vajinal kanama olursa hemen hastaneye gidilmelidir.
  • Belirli bir düzende gelen ve aralığı sıklaşan sancılar doğum habercisidir ve hemen hastaneye gidilmelidir.
  • Bebeğin hareketlerinin hissedilmiyorsa hemen hastaneye gidilmelidir.

Genital Estetik

‘Genital estetik’ ameliyat ve uygulamaları, kadınlarda genital bölgeye yapılan her türlü kozmetik uygulamalar ‘Kozmetik Jinekoloji‘ alanında yer alır. Kadın hastalıkları ve Doğum uzmanlığı içinde yer alan çok çok özel bir daldır.

Oldukça spesifik bir çalışma alanı olduğu için ülkemizde ve tüm dünyada jinekolog hekimlerin pek azı bu konuda yeterli bilgi ve deneyime sahiptir.

Genital estetik ameliyat ve uygulamaları nelerdir?

► Labioplasti (İç ve dış dudak estetiği) 
► Klitoris Üzeri Katlantıları Düzeltme Operasyonları (Klitoral hudoplasti)
► Ameliyatla Vajina Daraltma (Vajinoplasti)
► Genital bölge beyazlatma (Lazerle genital renk açma)
► G noktası Büyütme (G spot augmentasyon)
► Lazerle Vajina Yenileme, Sıkılaştırma (Lazer vajinal rejuvenasyon)
► Lazerle Dış Genitalya Sıkılaştırma (Lazerle genital bölge sıkılaştırma)
► Radyofrekans ile vajina ve dış genital bölgenin yenilenmesi
► Büyük dudaklara dolgu (Labia majora enjeksiyonları) 
► Büyük dudakların ameliyatla küçültülmesi (Labia majora estetiği)
► Kızlık Zarı Onarımı – Dikimi (Himenoplasti)
► Pubis Tepesi Estetiği (Puboplasti- Venüs Estetiği)
► Lazerle Vajina İçi Cilt Katlantısı Oluşturma (Lazerle Vajinal Rugasyon)
► Genital Bölge Radyofrekans Uygulamaları (Orgazm fonksiyonunu sağlamak amaçlı) genital estetik müdahale veya ameliyatları içinde yer alır.  

Son yıllarda lazer ile genital estetik uygulamaları oldukça popüler hale gelmiştir. Özellikle CO2 Fraksiyonel lazer ile vajina gençleştirme – sıkılaştırma- daraltma işlemleri (‘Laser vaginal rejuvenation’), vajinoplasti ameliyatlarına bir alternatif haline gelmiştir.  

Viveve vajinal radyofrekans ve Thermiva radyofrekans ile vajinal daraltma da cinsel haz ve orgazm tedavileri amaçlarıyla yapılan son teknolojiler arasındadır.  

Vajina Estetiği (Genital Estetik, Cinsel Estetik, Cinsel Organ Estetiği) Neleri Kapsar?

‘Vajina estetiği’, ‘cinsel estetik’ veya ‘ciinsel organ estetiği’ olarak da bilinen genital estetik operasyonları içerisinde:

  • Ameliyatla vajinanın daraltılması (Vajinoplasti)
  • İç dudak estetiği (Labioplasti, labio minora cerrahisi)
  • Kitoris bölgesi estetiği (Klitoral hudoplasti)
  • Doğum kesilerinin düzeltilmesi (Perinoplasti)
  • G noktası büyütme (G spot augmentasyonu)
  • Büyük dudaklara yapılan dolgular ve renk açıcı işlemler
  • Pubis tepesinin düzeltilmesi (puboplasti)
  • Kızlık zarı diktirme ameliyatları (himenoplasti) de genital estetik ameliyatlar içerisinde yer almaktadır.

Son yıllarda özellikle karbondioksit lazerle yapılan genital bölge estetik operasyonları önemli avantajlar sağlamaktadır.

Lazerle Genital Estetik Operasyonları Nelerdir? 

  • Lazerle vajina daraltma uygulaması nedir? (Laserle Vajinal Rejuvenasyon – Vajinal Yenileme, Gençleştirme)
  • Lazerle vajina daraltma uygulaması nasıl yapılır? (Laser Vaginal Rejuvenation – LVR)
  • Lazerle genital bölge renk açma, beyazlatma  (Labial Whitening)
  • Lazerle genital bölge sıkılaştırma (Labial Tightening)
  • Lazerle vajina içi cilt katlantıları oluşturma (Laser Vaginal Rugation) 

Genital bölge estetiği cerrahi tedavi yöntemleri kullanılarak uygulanabilir. Yara iyileşmesinin hızlı olması nedeniyle diğer estetik operasyonlarla beraber uygulanabilir. Labioplasti ve vajinoplasti en sık uygulanan yöntemlerdir.

Genital bölgedeki istenmeyen bir görünüm, kişinin psikolojisini ve cinsel yaşantısını olumsuz yönde etkileyen bir sorun halini alabilir.

Bölgedeki sıra dışı bir durum, şahsın psikolojisini ve cinsel yaşantısını olumsuz yönde etkileyen ve kimse ile paylaşamadığı bir sorun halini alabilir. Sonuçta cinsellik iki birey arasında yaşandığı için karşı tarafında bu durumdan etkilenmemesi mümkün değildir.

Kadın dış genital organları; mons pubis dediğimiz göbek altındaki kemikli kısım, labia major (dış dudaklar), labia minor (iç dudaklar), klitoris (labia minörlerin üsteki birleşim yeri), hymen dediğimiz kızlık zarından oluşur. Cinsel bölge ile ilgili sorunlar doğumsal, gelişimsel ve gebelik sonrası oluşan sorunlar olarak üç bölümde incelenebilir.

Doğumsal problemler, dış ve bağlantılı olarak iç genital organ anormallikleri, hiç gelişmeme, fazla gelişme veya anormal gelişme tarzında olabilir. Bu durum doğumda saptanabilir veya ergenlik döneminde regl problemleriyle ortaya çıkabilir.

Gelişimsel problemler hormonsal etkilerin sonucu olarak ortaya çıkan başta çok normal yapıdaki genital anatominin fazla veya az gelişme sürecidir. Bu durum, ergenlik dönemindeki şahsın psikolojisini doğrudan etkiler.

Gebelik döneminde iyice artan hormonsal etkiler, doğum ve sonrasında hormonsal etkinin çekilmesi, doğum travması ya da epizyotomi dediğimiz cerrahi müdahale genital bölgede istenmeyen görüntülere yol açar. Ayrıca, ilerleyen yaş etkisiyle en çok gözlenen durum bu bölgede meydana gelen elastikiyet kaybı ve sarkmalardır.

Pubis Estetiği, bölgedeki rahatsız edici oluşumları estetik görünümlü hale getiriyor.

Pubis, göbeğin altındaki, kemikli, çıkıntılı, büyük dudaklar ile devam eden ve ayakta dururken tümü dışarıdan görülebilen tek bölümdür. Bölge, genç yaşlarda sert ve gergin bir görünüme sahipken yaşın ilerlemesiyle sarkabilir, içi boşalabilir veya yağ kitlesi artarak daha çıkıntılı bir hale gelebilir.

Pubis estetiğinde, eğer bölgede sarkma varsa, bölgenin yukarı asılması ve fazlalık derinin çıkarılması gerekmektedir. Bu tarz bir ameliyat, karın germe ameliyatı ile beraber yapılabileceği gibi, kişinin karın germe ihtiyacı yok ise yalnız başına da yapılabilir. Bu ameliyatın izi sezaryen izi kadardır ve iz o bölgededir. Eğer pubisin içi boşaldıysa, ameliyat sırasında germe yapıldıktan sonra, yağ enjeksiyonu da yapmaya karar verilebilir. Bu tarz bir operasyon, çoğunlukla genel anestezi altında yapılmaktadır, özellikle germe ameliyatına yağ enjeksiyonu eklenirse genel anestezi hastanın konforu açısından daha uygunudur.

Eğer pubis bölgesi aşırı belirgin ise -ki bu durum gençlerde de görülebilir- hastanın en büyük şikâyeti pantolon giyince ortaya çıkan görüntüdür. Bu durumda pubise uygulanan liposuction, sorunu büyük ölçüde çözecektir. Bu operasyon lokal anestezi ve sedasyon ile uygulanabilir. Sedasyonda, damardan verilecek olan sakinleştirici ilaçların etkisi ile hasta operasyon anını hatırlamaz ve operasyonu ağrısız, acısız bir şekilde atlatır. Pubis estetiğinde en büyük sorun, eğer bölge fazla yukarı kaldırılırsa büyük dudakların yukarı çıkmasıyla oluşan görüntüdür. Bu nedenle operasyon bilinçli, uzman ellerde yapılmalıdır.

Labioplasti (İç-Dış Dudak Estetiği) en sık uygulanan genital estetik ameliyatıdır.

Bu ameliyat, dıştaki büyük ve içteki küçük dudakların normalden büyük olması ve sarkması durumunda yapılır. Dış dudaklar, pubisin devamı olarak şekillenir, ayakta duruş pozisyonunda, dudakların 1/3 veya 1/4′ ü karşıdan görünür haldedir ve üzeri kıllarla kaplıdır. İç (küçük) dudaklar genelde büyük kısmı dış dudaklar tarafından örtülmüş halde olan klitorisi kaplayan mukozal yapılardır. Bu bölgeler vagen çevresini sararak sonlanır, üzerinde kıl barındırmaz. Dış dudakların ayakta duruşta aşağı sarkması ve içinin boşalması, karşıdan bakıldığında kitle görüntüsü yaratması veya iç dudakların, dış dudakların arasından dışarı çok fazla çıkması en sık rastlanan estetik problemlerdir. Bu problemler, genelde yaş ilerlemesiyle ve doğum sonrasında ortaya çıksa da, gençlerde de görülebilir.

Labioplasti operasyonu, 30-40 dakika sürer ve isteğe göre sedasyon (sakinleştirici ilaçlar) veya genel anestezi altında uygulanabilir. Labioplasti sonrası yaklaşık 15 gün kadar batikon ile oturma banyosu temizliği önerilir. Dikişler, 3 hafta içinde kendiliğinden düşecektir. Operasyon sonrası, hafif kan sızıntıları bir hafta kadar devam edebilir. 3 hafta sonra kişi cinsel yaşantısına dönebilir.

Labioplasti operasyonu sonrası dikkat edilmesi gerekenler:

  • Kişi bu operasyonu geçirdikten sonraki ilk 48 saatte, bölgeye iç çamaşırı üzerinden buz uygularsa, şişlik ve kan sızıntısı daha az olur.
  • Yaklaşık 1 hafta-10 gün kadar hafif sızıntılara karşın hijyenik ped kullanılması gerekebilir.
  • Operasyon sonrasındaki 10 gün, tuvalet temizliğini serumla seyreltilmiş batikon ile yapılmalıdır.
  • Operasyonun ertesi günüden itibaren duş alınabilir ancak 3 hafta kadar küvette banyo yapılmaması, genital bölge temizliği için yine seyreltik batikon kullanılması önerilir.
  • Ikınma, genital bölgeyi gereceği ve ağrıya yol açacağı için kişinin operasyon öncesi 3 gün ve sonrasında 3 hafta kadar kabız kalınmaması önerilir.
  • Hastanın, 3-4 hafta kadar cinsel ilişkiye girilmemesi gerekir.

Vajinadaki yapısal ya da doğum sonrası oluşan sorunlar operasyonla giderilebilir.

Vajina estetiği, vajinanın dış, üçte birini oluşturan orgazmik alan, iç ve dış dudaklar için uygulanan işlemdir. Pek çok kadın, labialarının (dudakların) büyük ve sarkık olmasından şikâyet etmektedir. Bu nedenle, bu bölgelerin ameliyatla küçültülmesi psikolojik olarak mutluluk vereceğinden, cinsel başarı ve haz da artacaktır. Bu dudakların normalden büyük olması, bazı durumlarda klitorisin örtülmesine neden olacağı için orgazmın gecikmesine ve hazzın azalmasına fonksiyonel olarak sebep olabilir. Labiaların normalden küçük ve gevşek olması durumunda, yağ dokusu transferi ile normal, gergin ve daha genç bir görünüm sağlanabilir.

Vajinal daraltma ya da yenileme, yaş veya doğumlara bağlı olarak vajinanın gevşemesi sonucu oluşan görünümü düzeltmeye ve cinsel ilişki hazzını arttırmaya yönelik cerrahi bir uygulamadır. Gevşeme, yapısal olarak veya normal doğum sonrası oluşan travma sonucunda kadında alt genital bölgede bulunan kas ve yumuşak dokuların gevşeyip genişlemesi ve sarkmasıdır. Bu durumda, vajinal kaslar gevşer, normal gerginlik ve direnç azalır, vajinanın kontrol ve destek fonksiyonları bozulur.Genital estetik operasyonları vajen duvarlarındaki gevşeme aynı zamanda cinsel partner olan erkeğin duyacağı cinsel hazzı da azaltacaktır. Bu sorun, cerrahi olarak vajinal kanal daraltılması ve gevşemiş olan kas yapıları düzeltilmesiyle giderilebilir. Operasyon, 1-2 saat sürer ve normal yaşama 2 gün içerisinde dönülebilir. Cinsel aktivitenin tekrar başlaması ise ancak 2 hafta sonra mümkündür.

Vajinismus

Vajinismus Gaziantep, Tedavisi

Vajinismus en basit tanımıyla cinsel ilişkiye girememe durumudur. Vajinismuslu kadınlarda ilişki denendiğinde tamamen istem dışı olarak korku, kasılma ve kaçınma tepkisi oluşur. Bu istem dışı tepkinin iradi olarak kontrol edilmesi o aşamada mümkün değildir. Vajinismusun nedenlerinden sadece %5’i organik nedenlerdir. Geri kalan %95’ lik kısım kadının korku, kaygı ve endişelerinden kaynaklanan tamamen psikolojik nedenledir. Vajinismusta öncelikle kişi zihninde ilişki ile ilgili korkular oluşturur. çok acıyacak, kanayacak, kızlık zarım yırtılacak, delinecek ya da patlayacak gibi düşünceler geliştirir. Bunlara bazen yoğun kaygı utanç endişe tiksinti gibi duygularda eklenir bütün bunların Sonucu olarak hastada kasılma, donup kalma, nefesin hızlanması gibi fiziksel değişimler oluşur ve durum eşi itme, bacakları kapatma, ağlama, seksi reddetme ya da yataktan kaçma şeklindeki davranışlar ile sonuçlanır. Bazen ilk gecenin kendisi de sekonder vajinismus nedeni olabilir. örneğin kadının hazır olmadan ilişkiye zorlanması, eşinin olumsuz davranışları ya da ilk gecenin yaşandığı ortamın rahatsızlık verici olması gibi nedenler sekonder vajinismusa yol açabilir. Toplum tarafından kutsanan bir kavram olan bekareti kaybetme korkusu, hamile kalma endişesi ya da cinsel yolla bulaşan hastalıklara yakalanma korkusu gibi nedenler de vajinismus etiyolojisinde yer alabilir.

Vajinismus da cinsel ilişki denendiğinde vajinanın dış üçte bir kesiminde yer alan, aşk kasları dediğimiz pubokoksigeal kaslarda istemsiz bir kasılma olur. Bu kasılmayı tüm bedendeki kasılmalar, bacakların kapanması ve eşi itme davranışları takip eder. Tedavi geciktirildikçe çiftin umutsuzluğu artar, birbirlerinden uzaklaşma, birbirini suçlama ve hatta bazen öfke içeren davranışlar başlayabilir. Kadın kendi kadınlığının eksik olduğunu düşünür ve eşine karşı suçluluk hisseder, buna karşılık erkekte eşine karşı kırgınlık, öfke ve hatta bekaret konusundan şüphe etme durumu ortaya çıkabilir. Uzun süre tedavi almayan vajinismus vakalarında zamanla erkekte de ereksiyon bozuklukları ya da erken boşalma problemleri ortaya çıkabilir.

Vajinismus tanısı nasıl konur?

Vajinismus her on kişiden birinde görülen ve kişilerin hayatını olumsuz etkileyen önemli bir toplum sağlığı sorunudur. Vajinismuslu kadınlar çoğunlukla ön sevişme de herhangi bir sorun yaşamazken olay penisvajen birlikteliği aşamasına geldiğinde birden istem dışı bir kasılma ve kaçınma haline geçerler. öncelikle normal bir cinsel birleşmenin nasıl olması gerektiğini bilmek gereklidir. Normal penis vajen birleşmesinde penisin tamamı vajina içine alınır, kadının vulva dediğimiz dış ve iç dudakları içeren kısmı ile erkeğin testisve kasık bölgesi arasında temas gerçekleşir. Vajinaya giriş çıkış aşamasında problem yaşanmaz. Vajinismuslu çiftlerde ise penisin vajinaya yaklaştığı noktada penetrasyon – penisin vajinaya girişi-gerçekleşemez. Eşler bunu orada sanki bir duvar varmış ve penis duvara çarpıyormuş gibi hissediyoruz şeklinde tarif ederler. Kadın ise şiddetli bir ağrı, yanma, yırtılma ve acı hissinden bahseder. Vajinismusun şiddetine göre değişmekle birlikte durum bazen sadece cinsel ilişkiden kaçınmak şeklinde iken, bazen decinsel ilişki denendiğinde kadının panik atak benzeri belirtiler göstermesi, tüm vücudunun kasılması ve dönüp kalması tarzında şiddetli bir biçimde de ortaya çıkabilir.

Vajinismusta tedavi nasıldır ?

Cinsel birleşmede sorun yaşayan çiftler mutlaka bir uzman doktor ile görüşmelidirler. Bazen çiftler vajinismus durumu ile karşılaştıklarında zamanla düzeleceğini düşünerek beklemek ya da zorla ilişkiye girmeye çalışmak gibi hatalara düşebilmektedirler. Bu süreçte sorun çözülemediği gibi bir de üstüne çiftler arası gerginlik, karşılıklı suçlama ya da kızgınlık gibi iletişim sorunları eklenmesiyle durum daha da çözümsüz hale gelmektedir. Cinsel terapi eğitimi almış bir uzman doktor tarafından çok kısa sürede çözülebilecek bu sorunu fark edildiği anda çözmeye yönelmek en doğru yaklaşım olacaktır. öncelikle yapılacak jinekolojik muayene ile kadında organik bir sorun olmadığı teyit edilir. Bu aşamada doktorun tecrübesi ile orantılı olarak nadiren yanlış ayırıcı tanılar söz konusu olabilmektedir. Vajinismus konusunda eğitim almış bir hekim tercihi bu anlamda önemlidir. Bazı vakalarda muayene esnasında ağrı yada tepki söz konusu olmayabilir ve vajinismus tanısı atlanabilir. Bu nedenle çiftin hikayesi iyi dinlenmeli ve doğru yaklaşım için gerekli sorular sorulmalıdır. Eşlerin tek tek psikolojik öyküleri ve birlikteliklerine dair detaylar iyice araştırılmalı ve tamamen çifte özel bir tedavi planı oluşturulmalıdır. Unutulmamalıdır ki vajinismus sadece kadının sorunu değil, çiftin sorunudur. Bu nedenle tedaviye eşlerin birlikte katılması tedavi süresini çok kısaltacak ve başarı şansını artıracaktır.

Vajinismusta terapi süresi neye bağlı değişir?

Vajinismusta hasta terapist uyumuyla birlikte çiftlerin arasındaki cinsel birleşme dışındaki sorunlar da etkilidir. çiftlerin arasındaki ilişkinin yakınlığı, sevgi ve saygı düzeyi, ailelerin ilişkiye müdahil olup olmaması gibi faktörler terapi süresini etkilemektedir. Bu nedenlerle vajinismus tedavisi tamamen çifte özel olarak kurgulanmalıdır. Vajinismus sorunu yaşayan çiftler çoğunlukla birbirlerini severek evlenmiş, hatta evlilik öncesi süreçte yaşanan yakınlaşmalar da hiç sorun yaşamamış çiftlerdir. İlk geceyle birlikte oluşan kabus zamanla çiftlerin ilişkisini olumsuz etkilemekte, malesef bazen sonu boşanmaya kadar gidebilmektedir. Şiddeti ne olursa olsun vajinismus %100 tedavi edilebilen bir durumdur. çiftlerin tedaviye uyumu verilen ödevleri yerine getirmesi ve sonuca ulaşmak için hevesli olmaları durumunda üç seans gibi kısa bir sürede bilir sorun çözüme ulaştırılmaktadır. Bu kadar kısa sürede çözülebilecek bir sorunu aylar hatta yıllarca taşımak yerine en kısa sürede cinsel terapi eğitimi olan bir jinekoloğa başvurmaları çok önemlidir. çiftlere öncelikle tavsiyemiz: mutluluğunuzu daha fazla ertelemeyin, unutmayın ki cinsellik bir evliliğin sigortasıdır.‘‘

Mikroçip Yöntemi

Gebelik oranını yüzde 70’e çıkaran Mikroçip yöntemi Venedik’te tanıtıldı

Çocuk sahibi olma şansını yüzde 70’lere taşıyan Mikroçip yöntemindeki yenilikler İtalya’da açıklandı. Yöntemin ilk olarak Türkiye’de bin 250 hastaya uygulandığını belirten uzmanlar ciddi başarı oranlarına ulaştıklarını söyledi. İşte milyonlarca sperm arasından en iyi olanını bularak gebelik oranını artıran yöntem…

 10:40 13 Şubat 2017 HaberlerSağlık

Gebelik oranını yüzde 70’e çıkaran Mikroçip yöntemi Venedik’te tanıtıldı mikroçip yöntemi Mikroçip Yöntemi miktocip

Genetiği ve DNA’sı en sağlam spermleri bularak çiftlerin evlat sahibi olma şansını yüzde 70’lere taşıyan Mikroçip yöntemindeki yenilikler İtalya’nın Venedik şehrinde düzenlenen basın toplantısında açıklandı.

ABD’de Stanford Üniversitesi Tüp Bebek merkezi sorumlusu Prof. Dr. Mitchell Rosen, aynı üniversitede görevli olan Türk doktor Prof. Dr. Utkan Demirci, Acıbadem Üniversitesi Öğretim Üyesi-Tüp Bebek Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Bülent Tıraş yöntemin çiftlere nasıl umut olduğunu anlattı.

mikrocip-venedik mikroçip yöntemi Mikroçip Yöntemi mikrocip venedik

Genetiği ve DNA’sı en sağlam spermlerin elde edildiği Mikroçip Yöntemi çiftlerin anne-baba olma şansını yüzde 70’lere taşıyor. ABD’de UCSF- California of San Francisco University Tüp Bebek merkezi sorumlusu Prof. Dr. Mitchell Rosen, Stanford Üniversitesi’nde görevli Türk doktor Prof. Dr. Utkan Demirci, Acıbadem Üniversitesi Tüp Bebek Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Bülent Tıraş mühendislik, tıp ve biyolojik bilimlerini birleşmesi ile erkek kısırlığına çözüm olabilecek ‘mikroçip’ yönteminin başarısını Venedik’te düzenlenen basın toplantısında değerlendirdi.

ABD’de UCSF- California of San Francisco University Tüp Bebek merkezi sorumlusu Prof. Dr. Mitchell Rosen mikroçip yöntemi ile ilgili olarak şunları söyledi: ‘Sağlıklı gebeliğin oluşumunda sperm ve yumurta kalitesi çok önemlidir. Son yıllarda tüp bebek alanındaki bilimsel araştırmalara dayalı gelişmeler başarıyı da beraberinde getirdi. Tüp bebek tedavisinde kaliteli sperm ve yumurtanın seçimi anahtar işlemdir. Mikroçip yöntemi uzmanlara en kaliteli ve en sağlıklı spermi bulma konusunda çok büyük kolaylık sağladı. En kaliteli sperm ile yumurtanın birleşmesi sonucu oluşan kaliteli embriyo ile sağlıklı gebeliklerin oluşumu sağlanıyor. Yöntem çiftlerin çocuk sahibi olma şansını artırdı.’

EN KALİTELİ SPERMİ NASIL BULUNUR?

miktocip-3 mikroçip yöntemi Mikroçip Yöntemi miktocip 3

ABD’deki Stanford Üniversitesi’nde görevli Prof. Dr. Utkan Demirci basın toplantısında yaptığı konuşmada mikroçip yönteminin nasıl geliştirildiğini anlattı.

Demirci, ‘Milyonlarca sperm arasından daha iyi spermi, daha iyi nasıl buluruz’ mantığına dayanan mikroçip basit ve doğadan esinlenen bir yöntem. Bebek sahibi olmaya çalışan çiftlerde erkek kısırlığı oranı yüzde 30-50 arasında değişir. Tüp bebek tedavisinde sperm ayıklamada kullanma santrifüj teknolojisi 1960-70’lere dayanıyor. Bilim adamı olarak anne adayının tüplerindeki mikro kanalcıkları örnek alıp teknolojiye transfer ettik. Mikroçip yöntemini her geçen gün geliştirmeye devam ediyoruz. Günümüzde artık Mikroçip yöntemi ile DNA’da kırıkları düşük olan, genetik kusurları olmayan spermlerin seçimi yapılıyor. Bu da ‘sağlıklı gebelik, sağlıklı bebekler’ oranını yükseltiyor’ dedi.

‘MİKROÇİP’ YÖNTEMİNİN DÜNYADA İLK OLARAK TÜRKİYE’DE UYGULAMAYA BAŞLANDI

miktocip-2 mikroçip yöntemi Mikroçip Yöntemi miktocip 2

Acıbadem Üniversitesi Öğretim Üyesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Bülent Tıraş, ‘mikroçip’ yönteminin dünyada ilk olarak Türkiye’de uygulamaya başladığını ve üç yılda bin 250 hastada uyguladıklarını söyledi. Sperm seçimi için mikro akışkan çip teknolojisi kullanılmasıyla yüzde 69.4 gibi ciddi bir başarı elde ettik. Sözlerine şöyle devam etti: ‘Mikroçip özellikle tüp bebek ve aşılama teknolojilerinde son derece başarılı bir yöntem. Tüp bebek tedavisinde genellikle başarı oranı yüzde 50-55 iken mikroçip yöntemi ile bu oran 69.4’lere yükseldi. Özellikle 35-42 yaş arasındaki kadınlarda yüzde 53.85, 35-53 yaş arasındaki erkeklerde yüzde 64.7 gebelik oranı elde edildi. En yüksek başarı da erkek kısırlığı sorunu yaşayan hastalarda yüzde 76,2 oldu. Çünkü mikro akışkan çip teknolojisi ile spermler arasından DNA yapısı en ideal olan spermleri seçmek mümkündür. Sağlıklı spermlerden oluşturulan embriyolarla daha yüksek gebelik sonuçları elde edilir. Kaliteli spermler ve yumurta hücresinin birleşmesi ve neticesinde döllenmesi ile, 5. güne ulaşan blastosist embriyolar elde edilir. Gebelik şansı bu embriyolarla daha da üstlere taşınır. Spermler arasından DNA’sı en kaliteli olan spermleri kullanmaktır. Bu sayede oluşturulacak embriyoların da DNA yapısı oldukça kaliteli olacaktır. Bu sayede embriyo rahme daha kolay tutunur, gebelik sağlıklı bir şekilde gelişir.

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Ali Kavas ise aşılama tedavisinde mikroçip yöntemi kullanılması ile başarı oranının 2-3 kat arttığını belirterek, “Kullanım kolaylığı ve maliyet açısından son derece rahatlık kazandıran bu yöntem; en ücra yerleşim alanlarında yaşayan hasta adaylarının çocuk sahibi olma şansını artırdı. Aşılama tedavisinde 5 hastadan biri artık mikroçip yöntemi sayesinde çocuk sahibi olabiliyor’ dedi.

DHA

Tüp Bebek

Tüp Bebek Tedavisi Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Çocuk sahibi olmak isteyen pek çok aile, tüp bebek konusunda toplumda doğru bilinen yanlışlar ve bilinçsiz uygulamalar nedeniyle endişe ya da hayal kırıklığı yaşayabiliyor.  Ancak her geçen gün gelişen teknoloji ve aile ile doktorun koordineli bir şekilde bu süreci yürütmesi, sağlıklı gebelik elde edilmesini sağlayabiliyor.

Kadın ve erkek için en zorlu tablolar bile gelişen teknoloji ile mutlu sona ulaşabiliyor

Tüp bebek, çeşitli tedavi yöntemleriyle gebe kalamayan kişiler için laboratuvar ortamında yumurtalıkların spermle döllendirilip tekrar rahmin içine enjekte edilmesi esasına dayanır. Kısaca yardımcı üreme tekniği olarak tanımlanmaktadır. Genellikle bu yöntem, kanalları tıkalı olduğu için sperm ve yumurtalıkların birleşemediği, ileri yaş nedeniyle yumurtlama problemi yaşayan kadınlarda uygulanmaktadır. Ayrıca açıklanamayan kısırlığı, çikolata kisti ve bazı genetik hastalığı olan kadınlara da uygulanabilir. Erkek kısırlığı durumunda son derece ileri teknikler uygulanmaktadır. Sperm yokluğu olan erkek hastaların testislerinden ince iğne aspirasyonuyla alınan spermlerden elde edilen hücreler direkt rahme enjekte edilip kadının hamile kalması sağlanabilir.

Önce tedavi, sonra tüp bebek

Bir kadının gebe kalması için on beş milyon sperme ihtiyaç vardır. Bu rakam beş milyonun altında olduğu zamanlarda doğrudan tüp bebek tedavisi önerilir. Açıklanamayan kısırlık durumu da günümüzde pek çok çiftte görülmektedir. Bu tabloda doğal yollardan çocuk sahibi olmayıp uzman yardımı almak isteyen çiftlere yapılan tetkiklerde herhangi bir neden saptanmamaktadır. Bu durumda genellikle ilk olarak aşılama yöntemi denenmekte, ardından başarı sağlanamazsa tüp bebek yöntemine geçilmektedir.

Tedaviye zamanında başlamak çok önemli

Tüp bebek yönteminde başarı oranı kişiden kişiye değişmektedir. Bu aslında yaşla ve yumurta kalitesiyle ilintili olan bir durumdur. Genç hastaların yumurtalıklarında yumurta sayısı fazla olduğu için tüp bebek tedavisinde başarı oranı artmaktadır. 35 yaş sonrası yaş ilerledikçe başarı oranı da azalmaktadır. Bu nedenle ne kadar erken yaşta tüp bebek tedavi yöntemi başlanırsa başarı oranı da yükselmektedir. Genç çiftler istemelerine rağmen çocuk sahibi olamıyorlarsa mutlaka bir uzman doktor ile görüşüp bu durumun nedenleri konusunda araştırma yapılmasını sağlamalıdır. İleri yaş grubunda bulunan kadınların yumurtalıklarında yumurta rezervi yeteri kadar depolanmadığı için kadın erken menopoza girerek yumurtlama problemiyle karşı karşıya kalabilir. Bu durumda da 3 aylık bir tedaviye başlanır ancak hala sonuç alınamıyorsa tüp bebek aşamasına geçilebilir.

Tamamen doğal bir gebelik süreci yaşanacağı unutulmamalıdır

Tüp bebek tedavi yöntemiyle gebe kalanlar normal bir gebelik süreci yaşar. Burada yapılan işlem herhangi bir nedenle karşılaşamayan sperm ve yumurtaların laboratuvar ortamında karşılaşmasının sağlanmasıdır. Dini inançlara da aykırı bir durum söz konusu olmayıp, çiftlerin kendi sperm ve yumurtalarıyla yapılan bir işlemdir.

Tedavi sırasında kadın günlük yaşamına devam edebiliyor

Geçtiğimiz yıllarda tüp bebek yöntemi daha ağır bir işlem olarak kabul edilmekteyken, günümüzde teknolojinin gelişimine paralel olarak işlem ve hasta konforu da artmış durumdadır. Kişi tedavi süresince normal yaşantısından geri kalmamaktadır. Yalnızca transfer gününden sonra bir gün dinlenmek yeterli olmaktadır. Ayrıca tüp bebek tedavisi sırasında hastanın stres yaşamaması, kendini rahat hissetmesi oldukça önemlidir.

Başarısız denemeler çiftleri umutsuzluğa düşürmemeli

Tüp bebek tedavisi sırasında bazı komplikasyonlar gelişebilmektedir. Örneğin çok nadir olsa da ilaçların etkisi sonucu yumurtalar aşırı büyüyebilmekte, bazen hiç büyümemekte veya yumurtalar arasında boyut dengesizliği oluşabilmektedir. Bu durumlarda tedavinin ertelenmesi gerekir. Hastanın durumuna göre doktorun karar vereceği bir sürenin sonunda tekrar tüp bebek denenebilir. Tüp bebek tedavi süreci; sabır, kararlılık ve profesyonel yaklaşım gerektiren çok özel bir dönemdir. Çiftler bu süreçte birbirine destek olmalı, doktoruna güvenmeli ve tedavinin tüm gerekliliklerini baştan sona yerine getirmelidir.

Soru Sor

Hakan Yaz - DoktorTakvimi.com
NOT;

hakanyaz.com üzerinde yer alan yazılar ve paylaşımlar tamamen bilgilendirme amaçlıdır. Hiçbir şekilde tanı ve tedavi amaçlı kullanılmaz. Tanı ve tedavi için muhakkak ilgili uzmanlara başvurulmalıdır.

× Whatsapp